29 Eylül 2011 Perşembe

Kabak Çekirdeği

Kabak çekirdeği güzeldir.
Ben kabak çekirdeği sevmem
Bende kabuğu ile yerim
Adamsın!
Kusmak yok.
Cırcır olana kadar sevdim seni.

31 Mayıs 2011 Salı

Kadını Anlamak -- Blok 2

.... Sonra tekrardan görüşülür. Bu sefer ayıktır kafalar belkide gündüzdür. Ama akşam olucaktır hergün ki gibi ve sanırım yine içiceksinizdir belki de içimicek direkt eve geçiceksinizdir. Böylesi hem daha iyidir sanırım zaman kaybına yol açmamış olunur. Ne kadar dışarda " hiç işte film izleriz bir şeyler içeriz otururuz " densede sende o da ne yapılacağını en iyi şekilde bilir. Kahkahalar yanaklardan makaslar öpüşmeler eve gelirsin. Eve girilir o televizyon illa açılır bok var sanki. Vücutlar yakınlaşır haliyle o salak gülücüklerle - tam bir mallıktır haha! - neyse öpşmelerden başlanır yine kafalar ayıktır. Hareketler nettir. Eller ayaklar nereye gidiceğini bilir. Ama kafalarda nettir. Fakat her iki kafanın netliği farklıdır tabi. Soyunmalar n sevişmeler devam eder bu sırada. Evet! G noktalarına kasmalar bu bölümde de vardır. Dakikalar dakikaları kovalar. Saat epey ilerlemiştir. Belki uyunmuştur bile öylece. Kız gömleğini giyer çünkü adettendir. Mutfakta bişiler hazırlarken yakalarsan da bal dök yala. En güzel sahnedir çünkü orası kimilerine göre. İçicek birşey alırsın dudaktan bir öpücük yine o lanet televizyonun başına geçersin gülersin sanki çok bir bok yapmış gibisinidir. O gelir kucağına oturur. " seni seviyorum " der. Uuuuwuu! Zang eder bir şey. Ama anlamazsın. Sonra " şimdi biz neyiz ? " ler başlar. Belki de uçar hatun " ne zaman evleniceğiz" ler bile gelebilir. Surat ifaden düşer. " ulaan " dersin. Öper seni yine bu sefer soğuksun hatuna. Çünkü kafa net değil. Belki de nasıl kurtulacağım diye düşünmeye başlarsın ya da telefon çalsada biri seni çağırıyormuş gibi yapıp uzaklaşmak için zaman kolluyorsundur. Soruları savuşturmalar. Kucaktan indirmeler uzaklaşmalar. Hatunla evli olduğunu düşünmeler. Hatunun sana " perdeler şöyle olurdu " derkenki surat ifaden falan. Ve artık gitmek zorunda olduğunu söylersin. Aslında öyle bir şey yoktur bile belkide. Neyse Bir şekilde evden ayrılırsın. " ne oluyor ulan " dersin. Belki de ucuz yırtmışsındır. Peki tamam hadi koşabilirsin istediğin kadar. Mümkünse sahil kenarına yakın koş çünkü sever bunu izleyici. Yağmurda yağmış yerler ıslak olsun. " ohh be " dersin. - ahaha haa-  Aklına bu şarkı gelsin şanslı seni. Lucky Man :D !

bAŞKa

çünkü aşk yok aslında gözlerim yanıyor uykusuzluktan. aşk için çalışıyorum gece gündüz. emekli olunca rahata erip balayımızı kutlayacağız inşallah!

30 Nisan 2011 Cumartesi

Kadını Anlamak—— Blok 1

Önce bakışırsın. Sonra bir bahaneyle konuşursun. Kız güzel abi harbiden. İçin bir hoş olur soguk sanki çok soğuktur. Hafif bir rüzgar esse bile götün donuyormuş gibi olursun. Belkide oda oluyordur. Havadan sudan muhabbetler. Alkol ne güzel gelir o zaman. İçtikçe güzelleşir sende güzellşirsin ısınırsın. Arzularsın. Dudakları pespembe "ne güzel" diye düşünürsün dahada yakınlaşıp öpmek istersin. Alkol onuda alıp götürmüştür. Herkesi alıp götürmüştür bir siz kalırsınız orda. Sizi de gönderirler çıkarsınız mekandan. Sarılırsın kıza. Oda sana sarılır. Öper dudağının kenarından.  "Heeh" dersin bu kızda iş var. Eve gidersin. Yalanadan "kahve içer misin?" demeler falan. Hiç gereği yok böle naziklklere belkide var bilemem. Yanına oturur. Televizyon izlersin gecenin bir yarısı sanki eve gelip televizyon izlemeyi planlıyormuş gibi. Cearet edip sen öpersin dudağının kenarından sarılır sana. Sevişme başlar. Soynursun. Bu böyle gider. Gerisini herkes bilir. Tatmin etmeler. Öpüşmeler. G noktalarına kasmalar sabah uyanırsın. Belki o belki de sen işine geç kalmışsındır. Belki de ikinizde çalışmıyorsunuzdur. Son öpcükler dudakları bir araya getirir. Ayrılırsın. Ayrılırsın ama bir daha ne zaman görüşeceğinin onayını alarak. Evden çıkar ya da sen çıkarsın. Bir daha ki buluşmayı düşünerek.


Belki devam eder. Kafama eserse

Doğum Günü

Kapkaranlık odada yapayalnız oturup, alt yazılı bir filmi izleyen.
Bir elinde metal kutuda bira diğer elinde sigara, saatin kaş olduğunu unutmuş.
Burnunu karıştırıp çıkan malzemeyi televizyonun arkasına doğru yollamış.
Biraz korkak.
Eskimiş İnsan.
Ölüme osuruk atarak, geğirerek ve kendine gülerek giden adam.
Üşengeçlikten tuvalete gitmeyen adam kalk.
Kalkta aynada suratındaki çizgilerin diplerine bak.
Belki sana gülümseyecek bir anı bulursun belki.
Sonra yak bir sigara ve kendine gururla bak.
Yeni yaşında sigaranı içtiğin zaman kadar daha yaşlan.
Yaşlandığını gör ve bunu unutma.
Hadi !

26 Nisan 2011 Salı

Kurtardın Beni Kaptan!

Kalabalık anasını sattığımın metrobüsü. Laptop, okul çantam montumfeci sıktı gavur gibi ağır bilgisyarada. Şu adam kalkıcak sanırım hareketlerinden belli "kalkmak zorundasın bence. Kalk ulan. Hadi be hacı!" anlayın durumu işte. Körüklünün kuyruk sokumuna denk gelen körüğü bitirdi beni zaten. Boş otobüs ama oturacak yer yok avradını. Aha en arkadan biri kalktı kapılar açılmadan oturmak gerek. Sonunda! Neredeyse uyumak üzerereyim. Uyku akar ya gözlerden öyle bir şey işte. Yanımdaki herif ayağa kalktı ohh şimdi dahada rahatım. Şark köşesi gibi arka taraf bir de ortada oturmak çete lideri gibi çok kötü. Sonunda yantarafa geçtim. Yanıma bir kız oturdu. Fazla yanıma oturdu. Mesafe var orda aslında Ohaa bide arkadaşını ağırıyor. Tamam benım düşündüğüm gibi değilmiş meğer. Bir an... :D. Gelmedi arkadaşı neyse ki. Kızın boynu yok lan gülüyorum kıs kıs. Faulleri var nası kız lan bu. Gitti başka yere oturdu hemen. Belliydi tipinden zaten. Şu yanımdaki napıyor lan! Titredim birden. Uyku falan kalmadı. Eli.. oha yanlışlıkla yapıyor bence. Korkuyorum. " Sıkma ya napırsun otobüsün içinde" diyorum içimden. Kitlendim suratına söyleyemiyorum ki. Karşıda oturan arkadaşı gözlerimin içine bakıyor. Kızın faulleri var harbiden yine gülüyorum kıs kıs. Kızın eli hala çantamın altında. Ne yapmaya çalışıyor ki bu! Cesarete bak! Rahat dur iki dakika! Uratım değişiyor. Sıkıldım ama! Öff çek elini be! Niye suratına söylemiyorum ki! Kitlendim. Fren!!! Kafamı demire vurdum. Hava karardı aniden. Ne çabuk uykuya daldım. Sesleri duyuyorum ama hava karanlık. Açamadım gözlerimi. Sesler de gitti.                                                                                                          


Gözlerimi açtım. Hissediyorum. Ama bembeyaz ortalık neden. Güneşe mi bakıyorum. Güneşe benzemiyor bu ışık. Diyaframının sonunda ayarladı gözlerim. Balık gibi bir sağ bir de sol gözüyle iki adam eğilip eğilip bana bakıyor. Kafamı çevirdim annemle babam bir şey yok kalkma dediler. Kafamı yasladım tekrar gözlerimi kapattım.

Şu Kadın

Şu kadını sevmek, evet evet şu işte tam karşımda. Evet o kafanı çevir bakma bakma ahaha gülümsedi. :D En iyisi gidelim biz burdan. Uzaklaş. Çantanı al. Hadi!

19 Nisan 2011 Salı

Öz

sigaramın dumanına benzer

umutlarım

beni zehirler ve uçup giderler

Varlık Yokluk

denize bakan evler gibiydik
umuda koşan gülücüklerdeki dişler kadar yakın
şimdi
varlığında yokluğunu çekiyorum
ben senin tozlu kalbinde silineceğim!

Birer Birer

yorgunum sessizligim...
nedeni pek bilinmez
yorgunum!
küçükken ne güzel ağlarmış
insan
nedenini bilmedigi her şeye
şimdi o kadar derdim varki sessizligim
hangisine aglayayım bilmiyorum.
kimse duymaz beni
duymasın da zaten
yalnızlık
o kadar dumanlı ve dertli ki başım;
bırak sevgiliyi, sevdayı
yastıklar basmıyor beni bağrına
o kadar agır ki basım
iyi ki sen varsin!
Aaa! sende gitmişsin sessizğilim
madem öyle
beni sorarsanız sayet bir gün
yorgunluktan öldüm ben
nice konuştuğum sessizliğim
kendimmişim meğer. heh

Es Rüzgar Es

penceresi açık odama
misafir oluyor serin bir rüzgar
çok sakin öpüyor beni yanaklarımdan.

gülümsüyorum,
kendime sarılıyorum,
donuyorum.

Rüzgarın Şarkısı

Pervasızca içime çektiğim dumanını
Üflüyorum rüzgâra karşı sigaramın
Bir an da kızıyor sanki bana rüzgâr
Denize tokatlar yağdırıyor.
Dalgalanıyor delicesine deniz
Kayalara vuruyor dalgalar
Köpüklerinden resimler çiziyor bana
Sonra kayalara vurduğu gibi
Çekiliyor deniz tekrar
Köpüklerden resimlerde kayboluyor
Boşluğa savurduğum sigaramın dumanı gibi
Öyle sert esiyor ki birden rüzgâr
Kıskanıyor dumanı ciğerlerimde
Doluyor hızla içime
Orada olmasını istemediği dumanı
Kovuyor uzaklara
Gülümsüyorum
Rüzgâr da anlıyor
Evden kaçıp sigaramı onula içmek istediğimi
Denizle bir olur birden
Öyle nağmeler
Öylesine şarkılar söylüyorlar ki kulağıma
O şarkılarla dans eden dalgalar
Beni de alet ediyorlar oyunlarına
Gün doğuyor
Güneş göz kırpıyor hafiften bir tebessümle
Ben de selam veriyorum onun bu nazik jestine
Âşıklar kumsalda sevişiyor
Akşamdan kalmalar şarkı söylüyor
Yalnızlığımı paylaşır gibi boş sokaklarda
Ve
Demin ki hallerinden eser kalmıyor rüzgârın
Öpüyor beni yanaklarımdan
Saçlarımı okşuyor
Güneşin parlaklığını kıskandırırcasına
Dalgalanıyor saçlarım
Gençliğimin baharında
Benimse
Anlatmaya yetmiyor rüzgârın bu hallerini
Daha “ş” sini bile bilmediğim şairliğim

nereye gittin ki!

Nereye gittin ki geldin hep burdaydın heh